Secde uzaklardan eve dönüş gibi sanki...

Başlatan islam, Jan 12, 2017, 03:15 PM

« önceki - sonraki »

islam

Bir arkadaşımızın, yol arkadaşı İtalyan'a anlattığı 9. Söz'deki bazı gerçeklerle ilgili bilgiler, bana yeni Müslüman olmuş bazı kimselerin namazla ilgili sözlerini hatırlattı. "Bir öğle sonrası, Müslümanların yaptığını sık sık gördüğüm şekilde diz çöktüm, başımı yere dayadım ve Allah'tan bana yol göstermesini istedim.
Bu secde pozisyonunda müthiş bir huzur hissettim. Belki de o an, kalben bir Müslüman'dım, ama ayağa kalktığımda aklım resmen şehâdet getirmeye henüz hazır değildi. (...) Birkaç gün sonra şehâdet getirdim. Allah'ı tanıyıp kabul etmekle, ruhun ve aklın özgürlüğüne açılan kapıyı bulmuştum." (Kerime Slack Razi)

"Geçmişte Allah'tan Kendisine nasıl ibadet edeceğimi bana öğretmesini istemiştim. Bu bakımdan, Müslümanların namazı benim en önemli ilgi odağım oldu ve ben namaz kılmaya başladım." (Tâhire Y. Theresa Yearwood)

"Okulun tatile girmesinden dolayı evde bulunduğum bir vakitte, buğday tarlaları arasındaki tozlu yolda yürüyordum. O sırada güneş battı. Bir ilhamla, o vaktin bir ibadet zamanı, Allah'a karşı boyun eğip ibadet etme anı olduğunu fark ettim. Ne var ki, bu detaylarını kişinin kendisinin bulabileceği bir şey değildi; tam aksine, gelip geçici bir hayal veya belki de ateizmin sahih

olmayan bir yaşama biçimi olduğunun farkına varmanın başlangıcı idi. (...) Nil kıyısında yürümeyi âdet edindiğim Mikyas Bahçeleri civarında yaşayan bir adamın yanına vardığımda, suya karşı duran bir tahta parçasının üstünde namaz kılıyordu. Önünden geçmek üzereydim ki, birdenbire, onu rahatsız etmemek için geri döndüm ve arkasına geçtim. Yoluma devam etmeden önce ona bakarken, benim varlığımdan habersiz, kendisi ve dini hakkındaki görüşlerimi hiç mi hiç bilmeyen bir insanın Allah ile huşu yüklü münasebetini seyrettim. Burada aklıma takılıp kalan muhteşem bir şey vardı; bu, bir Batılı için bütünüyle tuhaf bir şeydi; herkesin önünde namaz kılmak... (...) Bir insanın Müslüman olması, kendi akıl ve iradesinin marifetiyle değil; Allah'ın rahmeti sayesindedir. Nitekim 1977 yılında Kahire'de beni İslâm'a getiren gerçek, son tahlilde, buydu." (Nûn Hâ Mîm Keller)

"Günlerden bir gün oğlum eve geldi ve bana 'Anneciğim, sen niye Müslüman olmuyorsun?' diye sordu. Bu fikir karşısında şoke oldum ve 'Asla!' dedim. 'Asla Müslüman olmam!' Oğlum ise, 'Anne' dedi 'İslam son derece saf ve temiz bir din. Günde beş vakit ibadet ediyorlar!' İslâm'la ilgili kitapları ve Kur'an-ı Azimüşşan'ın meâlini okumaya işte o zaman karar verdim. Kur'an'ı okudukça, İslâm'ın tam da benim için olduğuna iyice kanaat getirdim. Allah'a yöneldim ve sonunda İslâm'ı; huzur ve sükûnu buldum." (Fâtıma Liebenberg) "Sevgi, manevi hakikat ve Allah-eksenli düşünme noktasında derinleşen bir din bulmuştum. (...) İslam sayesinde, kendimi günün 24 saati ve haftanın yedi günü Allah'ın varlığının şuuruna ermiş olarak yaşar bir vaziyette buldum. Beş vakit namazımdan her birinin vaktini gözlüyorum. En sonunda bütün hayatım boyunca aramakta olduğum şeyi bulmuştum." (David Praderelli)

"Sanki secdeye gittiğimde barışı yakalıyorum. Sanki daha bir güvende hissediyorum kendimi. Bir selam ikliminde gibi. Secdeye gittiğimde sanki, uzaklardan evine dönmüş gibi oluyorum. Belki de Allah'a varmış gibi. Tarif edebileceğim ancak bu kadarı. Bir rahatlık, bir barış ve sükûnet hissi namaz." (Dr. Timothy Giannoti)

"Kılmış olduğumuz namazlar, bizim en büyük dayanak noktamız. Namazın en büyük özelliği de Allah'ı hatırlamamız için bizim önümüze konulmuş duraklar oluşu. Namaz vakitleri benim için gerçekten ruhumu dinlendirme zamanı oluyor." (Dr. Rosshana)

"Kur'an-ı Kerim okunurken kendimi çok iyi hissediyorum. Gerçi Arapça bilmiyorum ve kelimelerin mânalarını anlamıyorum; fakat ritmi, okuma tarzı çok hoşuma gidiyor. (...) Namaz kılarken Allahü Tealâ'nın beni dinlediğini hissediyorum. Herhangi bir sıkıntılı anımda, işimde veya eşimle ilgili bir problemim olduğunda bunu kimseye söylemiyorsam, ibadet ederken, içimden geçiyor hepsi. Namaz bittikten sonra kendimi rahatlamış hissediyorum. O artık bir problem olmaktan çıkıyor. Çünkü beklenen cevap bir süre içinde geliyor." (Sandra Hassan)

Kalbimizin gıdası, ruhumuzun âb-ı hayatı ve lâtife-i Rabbaniyemizin hava-yı nesîmini celp ve cezbeden namazı ilk tanıyanlar işte onu bu ter ü tazelik içinde ve turfanda biçimde hissedip lâhûtî zevklere gark oluyorlar.

Acaba bizlere de bir şeyler düşmüyor mu?