Nov 24, 2017, 01:14 PM

Haberler:

Esselamun Aleykum


Ölümün Hakikati

Başlatan islam, Feb 11, 2017, 09:57 AM

« önceki - sonraki »

islam

Ey Aziz! Hikmet ehli diyorlar ki:

Insanin ölümünden evvelki halleri, dünya hayati olup bu cabucak gecer gider. Öldükten sonraki halleri ise, ahiret olup bakidir ve bitmez. Dünyaya gelmek, ebedi saadet ve devlete kavusma gayesiyledir. Bu devler ve saadete ermek, ancak kalp gözünün acik olmasiyla mümkün olur. Kalp gözü ise bu aleme ibret nazariyla bakip Yaraticinin alemdeki sanat ve hikmetini herseyde düsünmek ve tesekkür etmekle olur. Ibret nazari sanat ve hikmetin görülmesi ve bilinmesi ic ve dis duygularla olup, on duyu alemin yaraticisinin bilinmesi ve taninmasi ile olur.


On hissin yeri insan vucududur. Allah (C.C)´in insan bedenini 4 ayri tabiattan yaratmis olmasinin sebebi budur. Insanlar icindeki bedenin, gecici ruhun ise kalici oldugunu sezebilen idrak sahibi Mü´minler, bu fani kacar ve sonsur bir hayat olan ahiret icin gerekli hazirligi yapar.

Bedenin ruha agirlik veren pisliginden kurtulur ve Allah (C.C) ile ünsiyet eder ve bundan duydugu huzur ve saadeti benliginde duyar. cünkü bedenin bütün hali ve sani ile hayvani ruhun bütün kuvvet ve duyulari tamamen yok olur. Ancak gönül adi da verilen insani nefs, yani ruh baki kalir ki bu asla yok olmaz. Sonsuza dek kalicidir. O Cenab-i Hakk´in tecelligahi ve marifetin mekanidir. Iste bu ruhun bedenden ayrilmasi ve hürriyetine kavusmasi haline ölüm adi verilmistir.

Demek oluyor ki, eger insanin hayvani ruhu kalbe galip gelir de ona hakim olursa, böyle bir ruha ve nefse sahib olan kimse ölümden cok korkar kacar ve kurtulmak icin her careye basvurur. Zira, hayvani ruhun hususiyeti bu mülk aleminden olmaktir ki, zaten o da bu alemi sever ve onu arar. Nefsine tabi olan kimsenin dünya hayatini sevmesi normaldir. Malini mülkünü ve cocuklarini düsünür ve onlara herhangi bir bela ve musibetin isabet etmesinden korkar.

Allah´ü Zülcelalin yardimiyle sayet insani ruh, hayvani ruha galip gelir de onu maglup ederse, o kimse ruhen kemale erer, sonsuz olan ahiret hayatini ve ölümü sever ve onu arar. Cünkü insan ruhu, meleküt alemindedir, bunun icinde esas vatanini aramak ve bulmak arzusundadir. Bu haliyle cihanin sonsuz devlet, ve saadet de selametine erer. bu dünyadan küser, yüz cevirir ve ondan düsmandan kacar gibi kacar. Ölümü ister, cünkü onun sayesinde ahiret hayatina ve onun nimetlerine kavusmak ister.

Kendisini ahirete yaklastiracak olan ölüm, onun yakinlari icinde en sevgilisi olur.



Hz.Ali diyor ki:

"Uzun ömür, ruhlara azab, ölüm ise rahat ve ferahlik olur."


Adamin biri ariflerden birine dedi ki:

- Rüyamda senin bir yil kadarlik bir ömrün kaldigini gördüm.

Arif bunun üzerine cok üzüldü. Onun bu halini gören digeri:

- Üstadim, sen zaten dünyaya itibar etmiyen bir kimsesin, nicin üzülüyor, nicin agliyorsun?

Arif dedi ki:

- Oglum, ben her gece ölümü isteyerek ve ona niyet ederek uyuyorum. Korkarim senin rüyan dogru cikar da bu ruhuma agirlik veren bedeni bir sene daha tasimak zorunda kalirim. Aglayisim bundandir. Zira, sevgilinin cihaninda gül bahcesi varken beden cihaninin külhani hic cekilirmi?



Ölümünden korkan, ve ondan kacan, ölümün mana ve mahiyetini bilmeyen, ruhundan ve onun baslangic ve sonundan habersiz olan, bedeninin erimesilye kendinin yokolacagini zanneden veya öldükten sonra dünyayi bütünüyle unutacagini bilen ve ölümden dayanilmasi imkansiz acilara maruz kalacagini zanneden, öldükten sonra ne olup bitecegi hakkindabilgisi olmayan, ogluna ve malina cok bagli olan ve birakacagi mali cucuklari icin sonsuz acilara garkolan kimsedir.

Bunlarin hepsi birer buzuk düsünce olup, hayelden ve bilgisizlikten kayanklanmaktadir. Bu öyle kötü bir hastaliktir ki, onun caresi ancak o hastaliga yol acan sebepleri ortadan kaldirmakla mümkün olur. Bunlari ortadan kaldirmak ise, ölümün mahiyet ve esasinin ne oldugunu bilmekle olur. Bu hakikatleri maddeler halinde yazmak faydali olur.

1 - Ölümün hakikati ruhun beden aletini kullanmamasi demektir. Bir sanatkar, kendisine ail olan aletlerden birini nasil birakiyor ve kullanmiyorsa, ruh da ayni sekilde bedeni kullanmaktan vazgecer ve onu kullanmaz.

Demek oluyor ki, ruhun iki hali vardir.

a - Dilerse bedenine tasarruf eder.

b - Dilerse bednine tasarruf etmez.

Nefsin bedebdeki tasarrufu bir katibin kalemdeki tasarrufu gibidir. Katip kalemle ister yazar, isterse yazmiyarak onu kutusuna koyar. Ruh da ayni sekilde isterse bedenini oynatir, hareket ettirir. Isterse onu mezara koyarak taprak haline koyar.



Iste ruhun beden üzerindeki tasarrufuna hayat, bedendeki tasarrufundan vazgecmesine ise, ölüm denir.


2 - Ruhun baslangici ve sonu demek, onun külli akl´dan sadir oldugunu. ruhlar alemine inerek oradan da arzin melekutu olan bu aleme gelerek insan bedenine girip onda tasarruf sahibi oldugunu, bu alemde kemale ermesi, Mevlasini tanimasi, evvelki makamindan daha yükseklige cikip, her muradinin hasil olacagini bilmektir.


Demek ki ruh, bedende tasarruf sahibi olsa bile; göz, i$ve ahlaki kötü olur da kemal derecesine eremezse bedenle alakasini kestigi zaman ruhlar aleminde bu kötü hali ile kiyamete kadar baglanmis ve hapsolunmus bir halde kalir. Insani dehset ve korku icinde birakan rüyalarla sanki aazaba ugramis olur.



Eger ruh, bedende bulundugu süre icinde yukardakinin aksine kemal derecesine ulasirsa, bedenden ayrilsa bile ruhlar aleminde hapsolunmaz, bazen meleküt alemine girir, bazen de dünya alemine inerek orada ucar. O, sevinc ve huzur doludur. Neseli ve insani mesteden rüyalar ile zevk sefa sürer.

Su halde insan ruhunun baslangici ilahi ask denizi oldugu gibi, akibeti, yani dönüsü de yine ona olur.



3 - illetlerden birinin giderilmesi de ruhun bedenin yokolmasi ile bozulmayan ve yokolmayan bir cevher oldugunu bilmektir.

Mesela, nar, yahutta elma sikilsa her nekadar kendileri yok olsa da sulari baki kalir. Kar ve buz eriyip yok olsa bile, suyu baki, binlerce, yüzbinlerce ev yikilsa ve isiklari sönse ay isigi bakidir. Iste ruh da aynen böyledir. Ancakkendini bilmeyen ve nefsini tanimeyan kimse, kendisinin ruh oldugunu unutur ve bedenden ibaret oldugunu zanneder. Kendisinin ruh oldugunu unutur ve bedenden ibaretoldugunu zanneder. Elma ve nar suyu oldugunu unutur ve kendini elma ve nar zanneder. Kendisinin kar ve buz oldugunu bilir de hayat suyu (Ab-i hayat) oldugunu bilmez.

Kendisinin ay isigi oldugunu unuturda ev isigi oldugunu zanneder. Böyle bir kimsenin korkusu ve kacisi ölümden degil, bilgisizligindendir.




4 - Bir illetin giderilmesi de ruhun bedenle olan alakasini kesmesinden sonra iki alemdeki hallere daha cok muttali olacagini bilmektir.

Mesela, kinindan cikan kilic cok keser. Örtüsünden cikarilan ayna daha güzel gösterir. Huma kusu kafesinden kurtulur kurtulmaz, derhal yükseklere ucar. Ruh da ayni sekilde bedenden kurtulur kurtulmaz derhal yükseklere ucar ve iki alemin gizli sirlari artik ona ayan olur.


5 - Bir diger illetin giderilmesi de söyle olur:

$ayen ruh, bedene tamamiyle döner de onun ic ve disini aydinlatirsa beden kemaline kavusur ve bedende hareket baslar. Ruhun bedendeki isigi azaldigi takdirde uyku hali arz olur. $ayet bu isik bütünüyle bedenden kesilirse bilmek gerekir ki, iste bu hal ölümdür.

Ölümün acisi, hastaligin acisana benzemez. Cünkü ölüm, uykunun kardesidir.

Zira Resullullah S.A.V :

"Uyku, ölümün kardesidir" buyurmustur. Mü´min, bu haadisin isiginda, kendisi icin bir nimet olan ölümü uykuya denk bilir.


Uykuda ruh nasil rüya ile o aleme biraz olsun muttali oluyorsa, ölüm aninda da o bilinmeyen aleme varir ve alemi seyreder. Uyuyanin hali palan ve agir yüklü egerinden onun bir ipe bagli oldugu halde kurtularak bir zaman icin bahcede kosan, oynayan, yesillikler ve akarsular icinde zevk ve sefa süren, fakat sonra da tekrar o eger ve palanin, yani agir yükün altina giren ve bununla zorluk ve mesekkat icinde yürümeye calisan bir ata benzer.


Ölümüm hali ise, palanindan ve yükünden kurtulunca ayak bagindan da kurtulan v böylece bedeni ve nefsi arzulardan kurtulan bir ata benzer. Ruh, bedenden kurtulunca artik her zaman icin güven icinde ve neseli bir halde kendi aleminin bahcelerinde vakitler gecirir. Cünkü öfkesine, sehvetine, nefsine mahküm olan kimse icin ölüm bir nevi hürriyete kavusmaktir. Insan icin bu kadar büyük bir nimet olan ölümüm bir hastalik yada dayanilmaz bir aci zannedilmesi, gaflet ve bilgisizlikten baska bir sey degil de nedir? Mü´min icin ölüm, dünyanin her türlü zevk lezzetinden daha üstündür. Ölümüm sarhosluk vermesi bedenler itibariyledir.

Cenab-i Hakk´in:

"Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayin" ayeti, ölümün tatli oldugunu göstermektir.


6 - Bu illetin giderilmesi, bedenin ölümünü can icin bir hayat bilmektir. Cünkü sevenin sevgilisini bulmasi ölüm sayesinde olur. Ölüm her murada eris ve gercek vatana dönüstür.


7 - Bu illetin giderilmesi bu dünyanin bir agac, insaninda bir meyve oldugunu bilmekle mümkündür.

Mesela, henüz ham olan meyve agaca siki sikiya baglidir. Sonradan olur ve agactan kendiliginden koparak düser. Insan da ham oldugu ve kemale ermedigi müddetce aynen meyvede oldugu gibi, dünyaya sikica bagli olup kisa süren bir hayati yasamak icin bedende rahatca durur. artik kemale erer de kalibindan iceri girince ölümün tadini alir ve kisa süren bu dünya hayatindan nefret eder. Cünkü insan gercekten kemal derecesine ulasirsa, akibeti bozulmak ve yokolmak olan bu dünya hayatini önemsemez. Ne mala, ne cocuklara, ne de izzet ve serefine önem verir. Onlarla gururlanmaz ve ölümden baska ameli olmaz.


Ölümle ilgili bütün bilgiler - Yedi kisimdan ibarettir.

KISIM 1 - Ayet ve Hadis´lerle Ölümün Fazilet ve Faydalari


Ey Aziz!

Cenab-i Hak buyuruyor ki:
"Eger, ölseniz de, öldürülseniz de hep Allah´in huzurunda toplanacak, ve hesaba cekileceksiniz" (Al-i Imran Suresi 158)



Cenab-i Hak buyuruyor ki:
"Rasulüm (Yahudilere) de ki: Eger iddia ettiginiz gibi, Cennet diger insanlara ait olmayip yanliz size has kilinmissa ve sözünüzde dogru iseniz ölümü isteseniz ya." ((Bakara Suresi 94))


Cenab-i Hak buyuruyor ki:

"O sabirli kimseler ki, onlar kendilerine bir musibet isabet ettigi zaman: Biz Allah´in kuluyuz ve yine O´na dönecegiz, derler." (Bakara Suresi 156)


Cenab-i Hak buyuruyor ki:

"Allah, öleceklerin ölümü (eceli) zamaninda, ölmiyeceklerin de uykulari sirasinda ruhlarini alir. Ölmelerinde hükmettigi kimselerin ruhunu (Kiyamete kadar) alikoyar. Digerlerini de bir müddete (ecelleri gelinceye kadar) saliverir. Süphe yok ki düsünen kimseler icin kesin ibretler vardir." (Zümer Suresi 42)


Cenab-i Hak buyuruyor ki:

"Dirilten de, öldüren de Allah´tir. Hepiniz O´na döndürüleceksiniz" (Yunus Suresi 56)


Cenab-i Hak buyuruyor ki:

"(Ey Resulüm, onlara) de ki: Haberiniz olsun ki, O, önünden kacip durmakta oldugunuz ölüm, günün birinde (aniden) mutlaka size gelip kavusacaktir. Sonra gizli ve acik bütün seyleri bilen Allah´a döndürüleceksiniz de. O, size neler yaptiginizi bir bir haber verecektir (ve ona göre de layik oldugunuz cezaya carptirilacaksiniz)." (Cum´a Suresi Cool


Cenab-i Hak buyuruyor ki:

"Süphesiz her canliyi diriltir, (eceli bitince) canini aliriz. (Hesap, ceza ya da mükafat icin ahirette) son dönüs bize olacaktir." (Kaf Suresi 43)


Cenab-i Hak buyuruyor ki:

"Süphesiz Allah´tan sakinan (takva sahibi) kimseler Cennetler ve nimetler icindedirler" (Tur Suresi 17)


Cenab-i Hak buyuruyor ki:

"(Mü´mine öldügü zaman denilir ki): Ey itmi´nana eren nefis, Rabbine dön, sen O´ndan O da senden razidir. Haydi gir, iyi kullarin arasina. Gir Cennetime." (Fecr Suresi 27 - 28 - 29 - 30)


27 - Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
28 - Hem hosnut edici, hem de hosnut edilmis olarak Rabbine dön.
29 - Kullarimin arasina gir.
30 - Cennetime gir.
(ELMALILI MUHAMMED HAMDI YAZIR - Meali)



Cenab-i Hak (Hadisi Kudsi´de) buyuruyor ki:

"Mü´min ölümünden sonra kendine olacak olanlari bilseydi, dünyada kalmayi arzu etmez ve devamli olarak:
- Ya Rabbi beni öldür! diye feryat ederdi."



KISIM 1 - Ayet ve Hadis´lerle Ölümün Fazilet ve Faydalari


Ey Aziz!

Resulüllah S.A.V "Mü´minin kalbine iman nuru dogunca, kalbi sevinir ve genisler, buyurdugunda sordularki

- Bunun alameti var midir?

Resulüllah S.A.V buyurdu ki:

- Evet, dünyadan sakinip, ahirete dönmek ve daha ölüm vakti gelmeden ona hazirlik yapmaktir. "


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölümü ibret anliyan kimse, dünyayi terkeder."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölümü düsünen kimsenin nefsi temiz, kalbi uyanik olur. Dünyayi bayagi görerek Allah´in veli kulu olur"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Allah´in hidayet nasibettigi kula ölüm yeter"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Insanlarin en akillisi ölümü cokca düsünen ve ona hazirlik yapandir"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ey ümmetim, emelinizi kisa yapin, ölümü de cok anin"

Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölüm aninda insanin gözü yukari tarafa döner. Cünkü onun gözü sevgiliye (canana) döner"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Mü´minin ölümle bozulacagini, yok olacagini zannetmeyin. (Bilin ki) o, bir evden digerine tasinmistir"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölüm köprüsünü gecen Mü´min, sevdigi ile huzurlu ve beraber olur"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Insanlarin hepsi gaflet uykusundadirlar. Ancak ölümle uyanirlar"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Insanoglu ölümden korkar ve ondan kacar. Halbuki ölüm, onu her türlü fitneden kurtarir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölüm, Mü´minin rahati, sevinci, ganimeti ve mutlu bayramidir, Mü´minin Allah´a kavusmasidir"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Dünya Mü´minin zindanidir. Ölüm o zindanin acilmasi ve Mü´minin de ondan cikmasidir"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Mü´minin umdugu en hayirli ve sevgili matlubu ölümdür"

Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Süphesiz ölüm, bütün Mü´minler icin hayirlidir. Cünkü Cenab-i Hak, Al-i Imran suresi, ayet 198, de :

"Allah katindaki sonsuz nimetler, iyi kullar icin daha hayirlidir"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Mü´min iyide olsa, facir de olsa ölüm onun icin hayirlidir"


KISIM 1 - Ayet ve Hadis´lerle Ölümün Fazilet ve Faydalari


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Insanlar nazarinda en sevgili seyler sihhat ve hayattir. Bana en sevimli olan sey ise fakirlik, hastalik ve ölümdür"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Kendi ölümüme sevinirim, dostumun ölümüne de sevinirim."

Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Kaybolan dostumdan bana gelen en iyi haber ölüm haberidir. Kendi nefsim icin arzuladigim ölüm hediyesini bütün dostlarimada isterim. Cünkü bizim vatanimiz surur evi iken bu gurur evinde kalmaktan biktim"


>Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölümü kendi nefsim icin de dostum icin de istedim. Cünkü ilahi kavusmanin ölümle kazanilacagini bildim"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Allah´a kavusmak isteyen Mü´min, ölümü sever"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölüm ile seven sevgilisini bulur ve ölümle dünya düsüncelerinden kurtulur."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Mü´minin ölümü halktan uzaklasmak ve ebedi olarak Hakk´a kavusmaktir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"ölümün yoklugu oldugunu sanmayin, ölüm bedenden ayrilmak ve baki kalmaktir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölüm (ruhun) bedenden ayrilmasi, bir halden diger hale gecmesi (yani) bir evden digerine tasinmasidir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:


"Nefisler, bedenler icin yaratilmis ve Mü´minin nefsi Allah katinda mezruk olmustur (riziklanmistir)."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Nefse ait dört ev vardir:

1 - Ana rahmi, hepsinden dardir.

2 - Dünya alemi.

3 - Berzah alemi (kabir hali)

4 - Ahiret alemidir ki, bunlarin hepsi baska baska hüküm ve sani vardir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölüm, Mü´minin rahati, sevinci, ganimeti ve mutlu bayramidir, Mü´minin Allah´a kavusmasidir"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Dünya Mü´minin zindanidir. Ölüm o zindanin acilmasi ve Mü´minin de ondan cikmasidir"

Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Mü´minin umdugu en hayirli ve sevgili matlubu ölümdür"


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Süphesiz ölüm, bütün Mü´minler icin hayirlidir. Cünkü Cenab-i Hak, Al-i Imran suresi, ayet 198, de :

"Allah katindaki sonsuz nimetler, iyi kullar icin daha hayirlidir"



Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Yasayan insanin ölümü istemesi, ana rahmindendeki cocugun haline benzer. cocuk nasil ana rahm inden dünyaya gelmek istemedigi gibi, yasayan Mü´min de ah vah ederek ölmeyi istemez.

Cocuk, anne sütüne alisip tekrar eski yerine nasil dönmeyi istemezse, Mü´min de ölüm ile Allah (C.C)´a kavusunca dünyaya dönmek istemez.

Dogan cocuk önceden kaldigi daracik ana rahmini nasil unutursa, insan da ayni sekilde dünyayi unutur, gider."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Mü´minin ruhuu, bedeninden hamurdaki bir kilin cikmasi gibi cikar."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Azrail, Mü´minlerin ruhlarini sevkatle ve merhametle alir. O ölüm melegi olup, güvenilir, merhametli ve (Mü´minlere karsi) güzeldir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"(Mü´minin ruhu) ölüm aninda Azrail´in güzelligi ile mesgul oldugundan, can cekismenin siddetli acisini duymaz."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Allah´a kavusmak isteyen Mü´min, ölümü sever"


(Misir kadinlarinin Hz.Yusuf (A.S)´un güzelligi ile mesgul olurken ellerini kestikleri ve parcaladiklari ve bunu yaptiklarinin farkinda olmadiklari Kur´an-i Kerim´in ayetleri tarafindan bildiriliyor.(


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölüm aninda Mü´min kuluna Rabbi yardim eder. (Böylece Mü´min) dünya aleminden ve ahiret korkusundan emin olur."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Cenab-i Hak, Mü´min kulunun ruhunu kabzettigi zaman, ruhu onunla tatmin olur. (Artik ruh) bedenin agirligindan kurtulur ve rahata erer."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Beden, ruh kusunun kafesidir. Öyle ise ruh, bedende mahpus kalmistir. Ölüm onun icin bir fetih (ve mahpustan kurtulmak) tir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölülerin ruhlar iberzah agaclarinda (Ruhlar aleminde) birer kus gibidirler. Onlar birbirini bilir. tanir ve sevinirler."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Kalbi kara müsrikin ölümden korkmasinin hali karanliktaki kusun kafesi kirmasina benzer. Kalbi nurlu olan Mü´minin ölüme olan arzusu, agaclar altinda kafese kapatilan bir kusun, kafesten ucup dalllardaki arkadaslarinin yanina gitmesine benzer."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölüm aninda alnin terlemesi, göz yesermesi, burun deliklerin genislemesi, kulun saadetinin alametlerindendir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Eger bir kisi, ölüm aninda boguk boguk nefes aliyorsa, dudaklari kararir ve rengi kül rengine benzer, gri bir renge dönerse (morarirsa) bu, onun sevakette kaldiginin alametidir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölü, kendisini kimin yikadigini ve kimin kefenledigini bilir. Namazini kimler kildi? Arkasindan kimler gitti? Mezara kimler indirdi? Telkini kimler verdi? Ölü bütün bunlari bilir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölülerin iyi ya da kötü hallerini görmek, ruhlarin hallerine kesf ile inmektir (bilinmeyen sirlara ermektir). Bu kesf, ya müjde icin, ya da ikaz (tenbih) icin olur. bu kesfe Mü´minler rüyalarinda mukarreb kullar ise uyanik halde ererler."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Sefkatli bir annenin kaybolan yavrusunu buldugu zaman sefkatle ona sarildigi gibi, kabir de Mü´minin bedenine öylece sarilir. Mü´minin ruhuna Cennettten bir pencere acildigi gibi, ruhuna da rahmet yagmurlari sacilir."


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Mü´minlerin ruhlari alem-i berzahta yesil kuslar gibi bölük bölük ucar, haftada bir defa da dünya alemine gelir giderler."

"Ahirette ruhlar, en üstün ahlaklari ne ise o ahlak üzerine hasrolunur."


Kisim 4 - Yasliligin rezaleti, ölümün kerameti, ruhun selameti


Ey Aziz! Hikmet ehli diyorlar ki:

Ölüm ikidir:

1 - Iradi ölüm ki, öfke ve sehvetin ölümüdür.

2 - Tabii ölüm, hayvani ruhun insan bedeninden cikip gitmesidir.

Bu demektir ki, hayat iki cesittir:

1 - Iradi hayat ki, bu gecici hayattir. Varligi yemege ve icmeye baglidir.

2 - Tabii hayat ki, bu türlü türlü lezzetlerle tavrif olunan ebedi hayattir.


Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölmeden evvel ölünüz."

Bu hadiste Resulullah, Mü´minlerin ölmeden önce ebedi hayata hazirlanmalarini ve ebedi hayati daha hayattayken yasamalarini emrediyor. Akilli insan, kendini nefsinin isteklerinden uzaklastirip ebedi hayatin lezzetleri ile kalbini rahata, huzura ve selamete erdirendir. Zira o bilir ki, mal, mülk ve cocuklar onun icin fitneden, elem ve üzüntüden baska bir sey degildir.

Akilli insan, bütün bu lezzetleri bir tarafa birakarak bedeni zevklerden uzaklasir ve böyle süfli düsüncelerden kendini kurtarir.


Akilli Mü´min bilik ki, bu yokolacak alemde hic bir sey baki kalmaz. Eger dünyada kalmak mümkün olsaydi, önce gelenler kalirlardi. Yine gelen insanlar dünyaya sigmaz ve adeta birbirlerinin üzerinde durmak zorunda kalirlardi. Ölümün ne derece kiymetli bir nimet oldugunu bilmezlerdi. Uzun hayati arzulayan kimse, siddetli hastalik ve pislik sayilan ihtiyarliga kiymet vermis olur.

Ihtiyarlik, insan icin bir iskence, bela, bayagilik ve perisanliktir. Cünkü yasanan insanda hisler zayiflar, sicaklar azalir, rutubet gider, hastaliklar artar. Beden is yapamaz hale gelir. Iste ölüm, ruhu bu iskenceden kurtarir ve ebede alemin iyiler makamina götürür.

Yapilan izahlarda, ölümün yokolmak manasina gelmedigi anlasildi. Ölüm, ruh cehverinin beden cehverinden ayrilmasidir.

Insan ruhu, beden gibi bölünmeyen ve bölünmeyi kabul etmiyen mücerred bir cevherdir. cünkü Allah (C.C)´i bilmenin yeri, orasi olup, külli aklin suasidir. Bu hususta bütün peygamberler, veli ve alimleri ile hükamanin ekserisi görüs birligi icindedir. Insan ruhu, bedenin yokolmasindan sonra da varligini sürdürür ve ölümle yokolmaz ve ebedi olarak varligini devam ettirir.



Kisim 5 - Ölüm nasildir? Ruh bedenden nasil ayrilir? Can cesikmek ve Alem-i Berzah nasildir?


Ey Aziz! Hikmet ehli diyorlar ki:

Ölüm ikidir:

Yerinden kalkamiyan kimse, zayif, oturacak kadar hali olmiyan hasta, konusmaya gücü yetmiyene de can cekisme halinde, nefes almak kudretinden mahrum olana da ölü denir.


Ölüm, insanin bedenindeki mürecced bir hayal olan insan ruhunun bedene olan bagliligini kesmesi ve ondan cikmasidir. Ölenin ruhu Mü´min ruh ise, ölümün icine girer. Eger ölen Mü´min degilse - ki o, korkunc ve cok kötüdür - ruhun hayaline girer. Iste bu mücerred cismin, yani ruhun bedenden ayrilip diger ruhlarin bulundugu meclise girmesine ölüm denilir.



Insanin ölümü söyledir:

Insanin vücudunda herhangi bir sebeple hastalik, yada illet ariz olur. bu durum hayvani nefsin düskün ve zayif bir hale gelmesine sebep olur. Hastalik giderek vücüdu iyice zayif bir hale düsürür. Bazen birtakim hareketler yaptigi görülür, hasta ara sira gözlerini acar ve dünyaya hos bir nazarla bakar. Öyle ki, hem kendisi hem de cevresinde olanlar onun sihhatine kavustugunu zannederler. Esasen hastalik bedene yerlesmis olup, hayvani ruha galip gelmistir. Bu, sönmek üzere olan hayvani ruhun bir anlik parlamasi , yani hareketidir.



Bu hal, bitkin bir halde olan hasta icin bir hayal olur. Cektigi bu acilari ve zorluklari hatirlar da bunlardan kurtulmak icin kendini zorlasa da eski haline kavusamaz. Öyle ki, böyle zamanlarda birseyler yemegi bile arzuladigi olur. Fakat sonra baska bir hayale dalar ki bu hali daha derin hayaller takibeder. bu hayaller hep bedenindeki kuvvetini bulmasi icindir. Fakat artik bu mümkün olmaz. Cünkü artik o bedn degil, bir hayal yiginindan ibarettir. Fakat hasta, bu halinde bile yine harekete gelir ve kalkip yürümeyi bile arzular. Ama ne yazik ki, kalkacak gücü ve kudreti kendinde bulamaz. Kalkamayinca da elini basina koyar, yüzüne sürer, göfsüne getirir. Bu isleri yapmasi dünyaya duydugu hasret ve özleyis ile gayreti sebebiyledir.


Ancak bunlar da fayda vermez. Bu hayaller icinde hasta tekrar harekete gelir ve hareket edemeyince de bacaklarini ibrbirine yapistirir. Artik bedeninden ümidini keserek derin hayaller dalar. Hastanin bu karmakarisik hayaller icinde bulunmasina ölüm sarhoslugu (sekeratul mevt) denilir. Hayal kuvvet bulunca harekete gecer ve bu durumdaki hasta, elbiselerini katlamaya veya dudaklarini geriye dogru acip, dislerini göstermeye baslar. Sesle agladigi, gözlerini yumdugu, yüzünü duvara dönd+ürdügü v.s gibi seyler yapar.

Gözlerini büyükce acar, saga sola cevirir ve oradaki dost, cocuklar ve ailesine devamli bakar. Ancakbu durumda hayaller yine yine ruhu arar, bedeninde ise sadece hayvani ruhtan soguk zerreler kalmistir. Ruh, bedenden cikip ucmayi arzulamakta, beden ise ona sarilip ondan ayrilmayi istememektedir. Bedenle ruh arasindaki bu cekismeye can cekisme adi verilir. Bu cekismenin bazen cok siddetli, zorlu ve zahmetli oldugu görülür. Sonunda hayvani ruhun beden üzerindeki son kuvvet zerreleride biter. Ruh bir kus haline gelir ve beden cevresinde ucmaya baslar. Iman etmiyen kimsenin bedeni cok siddetli ve dehsetli hayaller icinde kiyamete kadar azab olunur. Mü´minin bedeni ise her türlü lezzet ve nimetler icinde bulundugunu hisseder ve toprak zerrelerine alisir. Zira ruhun bedenden ayrilmasiaynen uyku haline benzemektedir. Mesela, rüyada sehirleri, ovalari, daglari, irmaklari görüp bundan cok zevk aldigimizi görür ve cok hoslaniriz. Yine ayni sekilde korku, dehset, elem, keder icerisinde binbir zorluklarla gezdigimizi ve türlü acilara maruz kaldigimizida görür ve bundan da cok üzülürüz.


Iste insanin berzah aleminde (kabirde) ki yeri de sagligindaki söz, is ve ahlaki ile yakindan ilgilidir. Cünkü insan, isterse calismasiyle kemale erer. Hali hayir ve iyilik üzere ise, onun yeri güzel olup en güzel lezzet ve nimetler icinde cehennem korkusundan uzak ve nimetlere ermis bir halde kendi makaminda bekler.

Eger halinde, yani hayatinda hayir ve serri (iyilik ve kötülügü ) karisik ise, oradaki yeri de karisik olur, ne huzurda ve rahatta emin olur, ne de ümitsizlige düser. Türlü azaplar icinde kararsiz bir halde kalir.

Eger halinde isyan ve hep kötülükler var ise, oradaki yeri de ayni sekilde is, söz ve hareketlerine uygun olur. Ölümün berzah aleminde duydugu aci ve lezzet, zahmet ve rahat, aynen yasayan bir insanin rüyasinda gördügü lezzet ve aci, rahat ve zahmetlere benzer.

Böylece: "Yasadiklari sekilde ölür ve o hal üzere hasrolunurlar" Sözünün manasi daha iyi anlasilmis olur. Uyku ile ölüm birdir. Zira, hadiste geldi ki.

Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Bizi öldüren, sonra dirilten ve ruhlarimizi bize bagislayan ve yeniden dirilip nu$ur olmak kendisine olan Allah´a hamdolsun"

Öyle ise, kendinin ruh oldugunu bilen kimsede ölüm korkusu namina bir sey olurmu?

Hafiza emanet olarak verilen bir can

Bir gün yüzünü görür ve olur ona revan.



Kisim 6 - Insan ruhunun baslangic ve sonu.


Ey Aziz! Hikmet ehli diyorlar ki:

Insan ruhu, bedenle olan alaka ve bagliligini kesince, geldigi yere, yani baslangic makamina döner. Her ruh icin tesbit edilen bir makam vardir. Onun baslangici da ve sonu artik orasi olur. Hicbir ruh kendisi icin tesbit edilen makamin disina cikamaz, ancak kemal derecesine ulasanlar yükselebilir. Dünya hayatindayken bilgi ve temizlik üzere olan ruh, kendi aslina döner. Yani, dokuz akil icinden her akil kendisine uygun olan ruhu ceker. Cünkü yüksek alemin akillari bütünüyle bilgi ve temizlikle vasiflanmistir.

Akil, yüksek ve yakin olunca, kendisinden asagida olan akildan daha bilgili, daha temiz ve daha yüksektir. Sayet ruh, bedene bagli bulundugu sirada temiz kalmis, bilgili olmus ve kemal derecesine ulasmissa öldükten sonra daha yüksek mertebeler elde edebilir. Eger kemal derecesine yükselmeyip kendi sahasinda bilgili ve temiz kaldiysa öldükten sonra da ayni makamina döner. Bu iki zümre, gecici ve bayagi olan dünyadan, hapisten kurtulan mahlüm gibi kurtulur ve yeniden dirilislerinde büyük nimetler, lezzet ve huzur icinde öbür yüksek dereceli ruhlarla birlikte yasarlar.

Eger ruh dünya hayatinda, yani bedene bagli bulundugu sirada hayvani ruha maglup olur da kendi ilminden ve temizliginden uzaklasirsa, hayvani ruh onun yüksek akilla olan temasina engel olur. Bu durumdaki ruh öldügü zaman asagi (süfli) alemde kalir ve yeniden dirilinceye kadar hayvani ruhla aci ve elim bir azap icinde hapsolunur. ruhlarin hepsi büyük kiyamet koptugu zaman, yani ücüncü Sura üfürüldügü zaman, dünya hayatindayken bagli olduklari cestleri bulur. O cesetle birlikte hasrolunup herkes dünya hayatindayken yaptiklarinin karsiligini noksansiz görür.

Insanin ölümü, dünya ile ahiret arasindaki yolun uzunlugu olarak kabul edilmistir.

Peygamberimiz S.A.V buyuruyor ki:

"Ölen icin Kiyamet kopmustur."

Ölüme kücük kiyamet denilmesinin sebebi de budur.



Ey Insan!

Artik kendi nefsini tani ve kesinlikle bil ki, sen sadece toprak degilsin. Sen tertemiz bir ruhsun. Sen, alem ve semavatin sonucusun.

Sen, sifat ve rükünlerin cevherisin.

Sen, kainat icinde bir cevhersin. Cünkü sen öyle bir meyvesin ki, cihan agacinin zerreleri senin görünen hareket ve tavirlarindadir.

Sen alem icin akil ve zeka (özün özü) sin ki bütün kökler ve unsurlar ile beden hepsi, senin dal ve kabuklarindir.

Sen öyle süslü ve parlak bir cekirdeksin ki, kainatin dallari senin kollarindir.


Sen öyle büyük bir noktasin ki, kainatin dallari senin harflerin, yani cogalmandir.

Eder sen kendini böyle bilirsen, Rabbini de bilir ve O´nunla itmi´nane erersin. Böylece kalbin huzura erer ve artik ölümden asla korkmaz, bilakis onun büyük bir nimet oldugu suuruna erersin. Topraktan yaratilanbedenini Kaf dagi olarak, ruhunu ise Anka kusu olarak görürsün.



Kisim 7 - Ruhlarin öldükten sonra ahlak ve halleri üzere dirilmeleri.
Cennet ve Cehennem.


Ey Aziz! Hikmet ve marihet ehli diyorlar ki:

Allah (C.C)´in doksandokuz adindan biri Celil, biri de Cemil´dir.

Celal isminin karsiligi Cehennem, Celil isminin karsiligi ise Cennettir.
Cenab-i Hakk buyuruyor ki:

"Allah´ü Zülceala, Adem A.S´a bütün isimleri ögretti"

Demek oluyor ki, Celal ve Cemal sifatlarinin aynisi insanda da vardir. Bu sifatlarin hangisi onda galip gelirse o kimsenin halide o olur. Eger Celal sifati kendisinde galip gelirse hayati boyunca kötülükler isler ve kötü ahlak ile vasiflanir. eger insanda Cemal sifati galip gelirse hayati boyunca hayirli ve güzel isler yapar ve bu ahlak ile vasiflanir. Bir insan hayatindayken hangi sifatlarla vasiflanmissa öldükten sonra da o sifat üzerine hasrolunur. Buna göre, yeri Cennet, ya da Cehennem olur.

Kendisinde Cemal sifati galip gelen ve bu sebeple iyi huy ve emleki ahlak ile vasiflanan kimse, yeniden diritildiginde insan suretinde olup, yeri Cennet olur. Bu kimse Allah (C.C)´a kavusmanin izzet ve serefine erer.

Bir insan eger Celal sifati galip ise, ona hayvani nefs denilir. Bu alcak, nankör, $aki ve bilgisizdir. Bunun yeri Cehennemdir. Mahzar-i kul olan insanin kalbi cesitli hatira ve düsüncelerden bir an da olsa bos kalmaz. Bu düsünceler iyi, ya da kötü olabilir.

Kötü fikirler Celal sifatindan meydana gelirler ki, bunlar seytani ve ona baglanan nefsanidir.

Cemal sifati ise iyi düsüncelerin kaynagi olup rahmanidir ve ona baglananda ruhanidir. O halde insan aleminin Cehennemi hayvani nefis, Cennet ise dil ve candir. Insan nefs aleminde kaldiginda büyük bir eleme ve azaba maruzdur. Bu, o insanin Cehennem hayatini yasadigini gösterir. Insan kalbini hayvani sifatlardan uzaklastirir, ilahi ahlak ile süslerse, onun icin Cennette cesitli Cennet nimetleri ile rahat ve huzura kavusur ki, o kalb ve can makamidir.



ÖLÜMÜ HATIRLAMAK - Hadis-i Serifler.


7275 - Ibnu Ömer radiyallahu anhüma anlatiyor:

"Resulullah aleyhissalatu vesselâm ile birlikte idim. Ensardan bir zat gelerek Aleyhissalâtu vesselâm'a selam verdi. Sonra da: "Ey Allah'in Resülü! Mü'minlerin hangisi en faziletlidir?" diye sordu.

Aleyhissalâtu vesselâm: "Huyca en iyisidir!" buyurdular. Adam: "Mü'minlerin hangisi en akillidir?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Ölümü en çok hatirlayandir ve ölümden sonra en iyi hazirligi yapandir. Iste bunlar en akilli kimselerdir" buyurdular."



7276 - Abdullah Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:

"Birinizin eceli bir yerde oldugu zaman ihtiyaç onu oraya siçratir. Sonra kalan ömrünün sonuna varinca aziz ve celil olan Allah onun ruhunu orada alir.

Kiyamet günü, o yer: "Ey Rabbim! Iste bu, bana emanet ettigin (cesed)dir!" der."



7277 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:

"Ölü kabre konulur. Salih kisi, kabrinde korkusuz ve endisesiz oturtulur. Sonra kendisine:

"Hangi dinde idin?" denilir.

"Islâm dinindeydim" der.

"Su adam nedir?" denilir.

"O, Allah'in Resülü Muhammed'dir, bize Allah indinden açik deliller getirdi, biz de onu tasdik ettik" der.

Ona: "Allah'i gördün mü?" denilir.

O: "Allah'i görmek hiç kimseye mümkün ve muvafik degildir" der.

Bu safhadan sonra cehenneme dogru bir delik açilir. Oraya bakar, ates alevlerinin birbirini kirip yok etmeye çalistigini görür.

Kendisine: "Allah'in seni korudugu atese bak!" denilir. Sonra ona cennet cihetinden bir delik açilir ve onun güzelliklerine ve içinde bulunan (nimet)lere bakar.

Kendisine: "Iste senin makamin!" denilir ve yine ona: "Sen bunlar hususunda yakîn (kesin iman) sahibi idin. Bu iman üzere öldün, bu iman üzere yeniden diriltileceksin insaallah!" denilir.

Kötü adam da kabrinde korku ve endise ile oturtulur. Kendisine: "Hangi dinde idin?" diye sorulur. "Bilmiyorum" diye cevap verir.

Kendisine: "Bu adam kimdir?" denilir. Halki dinledim, bir seyler söylüyorlardi, onu ben de söyledim" der. Ona cennet cihetinden bir delik açilir. Cennetin güzelliklerine, içinde bulunan nimetlerine bakar. Ona: "Allah'in senden uzaklastirdigi su cennete bak!" denilir. Sonra ona cehenneme dogru bir delik açilir. Oraya bakar. Alevlerin birbirini yeyip yoketmekte oldugunu görür.

Ona: "Iste makamin burasidir. Sen cehennemin varligi hususunda sekk (ve inkâr) içerisinde idin, bu sekk üzere öldün ve bu sekk üzere diriltileceksin insaallah!" denilir."



7278 - Hz. Câbir radiyallahu anh anlatiyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Mü'min) ölü, kabre girdimi, günes batisindaki haliyle ona temsil edilir. Bunun üzerine ölü oturup ellerini gözlerine sürer ve: "Beni birakiniz namaz kilayim" der."



7279 - Ebu Sa'îd radiyallahu anh anlatiyor:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Sûrun iki sahibinin ellerinde iki boynuz bulunur. Ne zaman (üflemekle) emrolunacaklarini dikkatle gözleyip düsünürler."


7280 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor:

"Yahudilerden bir adam Medine çarsisinda:

"Hz. Musa'yi insanlar üzerine seçen Zât'a yemin olsun!"demisti. Ensardan bir zât elini kaldirip herife bir tokat indirdi.

"Demek böyle dersin ha! Üstelik Resülullah aleyhissalatu vesselâm aramizda oldugu halde!" dedi. Durum Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a anlatildi.

Aleyhissalâtu vesselâm: "Aziz ve celil olan Allah buyurmustur ki: "Süra üfürülür ve Allah'in dilediklerinden baska göklerde kim var, yerde kim varsa düsüp ölür. Sonra bir daha süra üflenir ve onlar kabirlerinden kalkip bakisirlar" (Zümer 5Cool.

Ben, basini ilk kaldiran olacagim. Ben, arsin ayaklarindan birini tutan Hz. Musa aleyhisselâm ile karsilasirim. Bilemem, o basini benden öncemi kaldirdi, yoksa o, Allah'in çarpilip yikilmaktan istisna tuttuklarindan midir? Kim de: Ben Yünus Ibnu Metta'dan daha hayirliyim (üstünüm) derse süphesiz yalan söylemis olur."


7281 - Ebu Musa el-Es'ari radiyallahu anh anlatiyor:

"Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Kiyamet günü, insanlar üç defa Allah'a arzolunacaklar. Iki arza mücadele ve mazeretlerden ibarettir. Üçüncü arzaya (sunusa) gelince, (insanlarin isledigi amellerin yazili oldugu defterler o zaman ellere uçacaklar (yani hizla verilecektir). Artik defteri kimisi sag eliyle tutacak ve kimisi sol eliyle tutacaktir."


7282 - Hz. Hafsa radiyallahu anha anlatiyor:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Ben Bedir ve Hudeybiye'ye katilanlardan hiç kimsenin cehenneme girmemesini ümid ederim" buyurdular.

Ben: "Ey Allah'in Resülü! Allah Teala hazretleri: "Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Bu senin Rabbin katinda kesinlesmis bir hükümdür" (Meryem 71), buyurmadi mi?" dedim.

Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm:

"(Ey Hafsa!) Sen Allah'in: "Sonra biz, Allah'tan korkup (O'na karsi gelmekten) sakinanlari kurtarir, zalimleri de toptan orada birakiriz" (Meryem 72) buyurdugunu isitmedin mi?" buyurdu."


7283 - Rifa'a el-Cühenî radiyallahu anh anlatiyor:

"Biz Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte bir seferden dönmüstük. Buyurdular ki:

"Muhammed'in nefsi elinde olan Zât-i Zülcelâl'e yemin olsun! Iman edib, sonra dogru yoldan ayrilmayan hiçbir kul yoktur ki cennete sokulmasin. Siz ve iyi (dindar) nesliniz cennetteki meskenlere yerlesmedikçe (diger ümmetlerin mü'minleri olan) cennetliklerin cennete girmemelerini de ümit ederim ve Rabbim ümmetimden yetmisbin kisiyi hesapsiz olarak cennete dahil etmeyi bana kesin vaadetti"


7284 - Ibnu Abbâs radiyallahu anhüma anlatiyor:

"Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki:

"Biz, ümmetlerin sonuncusuyuz ve hesabi ilk görülecek olanlariz. Orada: "Ümmî ümmet ve peygamberi nerededir?" denilir. Bilesiniz, biz sonuncu olan ilkleriz (yani dünyaya geliste sonuncuyuz, Kiyamet günü hesabi verip cennete girmede ilkleriz."


7285 - Ebu Bürde babasindan anlatiyor:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Kiyamet günü, Aziz ve celil olan Allah, mahlükâti topladi mi Ümmet-i Muhammed'e secde etmeleri için izin verilir. Onlar Allah'a uzun bir secde yaparlar. Sonra: "Baslarinizi (secdeden) kaldirin. Biz sayiniz kadar (kâfirleri) atesten, kurtulus için fidyeleriniz yaptik" buyurulacaktir."



ÖLÜMÜ TEMENNI

956 - Hz. Enes (radiyalahu anh) anlatiyor:

"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) söyle buyurdular:

"Sizden hiç kimse, maruz kaldigi bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari söyle söylesin: "Rabbim, hakkimda hayat hayirli ise yasat, ölüm hayirli ise Canimi al!"

Buharî, Merdâ 19, Da'avat 30; Müslim, Zikr 10, (2680); Tirmizî, Cenâiz 3, (971); Ebu Davud, Cenâiz 13, (3108, 3109); Nesâî, Cenâiz 1, (4, 3).


957 - Kays Ibnu Ebî Hâzim anlayitor:

"Habbâb Ibnu Eret (radiyalahu anh)'in yanina girmistim. Karnindan yedi yeri daglatmisti. Bana:

"Eger Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ölümü taleb etmekten bizi men etmeseydi mutlaka onu taleb ederdim" dedi.

Nesâî, Cenâiz 2, (4, 4); Buharî, Merdâ 19, Da'âvât 30, Rikak 7, Temennî 6; Müslim Zikr 12, (2681).