Dec 15, 2017, 02:25 AM

Haberler:

Esselamun Aleykum


Kurân’da Peygamber Duaları

Başlatan islam, Feb 11, 2017, 10:32 AM

« önceki - sonraki »

islam

Kurân'da Peygamber Duaları
"(Ey Resulüm!) De ki: Eğer duanız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?..." (Furkan, 77)
"Hem Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret ve sakın gafillerden olma!" (Araf, 205)
İnsanlara her cihette rehber olarak gönderilen peygamberler, duayı hayatlarının her safhasında, vazgeçilmez bir ubudiyet olarak telakki etmişlerdir. Kurân-ı Kerim peygamber kıssalarından bahsederken, onların yaptıkları duaları da zikreder. Bazı peygamberlerin Kurân'da geçen duaları:
Hz. Adem'in (as) duası
Hz. Adem (as) ve Havva validemiz, işledikleri hatalarından dolayı çok gözyaşı döküp:

"Rabbimiz! (Biz) kendimize zulmettik; artık bize mağfiret etmez ve bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz." (Araf, 23) diyerek yakarışta bulunmuşlardır.
Hz. Nuh'un (as) duası
Hz. Nuh (as), uzun süre yaptığı tebliğ vazifesine mukabil, çok az kişi tabi olması karşısında:

"Gerçekten ben mağlûbum (bu müşriklere karşı çaresizim); artık (bana) yardım et!" (Kamer, 10) diyerek Allah'a (cc) münacatta bulunur.
Hz. Nuh (as) kendisine tabi olanlarla birlikte gemiye yerleşince Allah (cc), Hz. Nuh'a (as) şöyle dua etmesini emreder:

"O hâlde sen, yanında bulunanlarla beraber gemiye yerleştiğin zaman artık de ki: "Bizi o zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamd olsun!" Ve (yine) de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir menzile indir; çünkü sen, indirenlerin en hayırlısısın!" (Müminûn, 28-29)
Hz. İbrahim'in (as) duası

"Rabbim! Bana hikmet ihsan buyur ve beni salih kimseler arasına kat! Sonraki (ümmet)ler içinde benim için bir lisan-ı sıdk (güzel bir methle anılmayı) nasip eyle! Ve beni Naim Cenneti'nin varislerinden kıl! Babama da mağfiret eyle; çünkü o dalalete düşenlerdendir. Ve (insanların) diriltilecekleri gün, beni utandırma! O gün ki, (onda) ne mal fayda verir, ne de evlat! Ancak Allah'a selim (sağlam) bir kalple gelen müstesna." (Şuara, 83-89)
Hz. Eyyüb'ün (as) duası
Sabır kahramanı olarak bilinen Eyyüb (as), musibetlere öyle sabretti ki, Allah'tan (cc) hiç şekvada bulunmadı. Ancak kurtlar, zikrin mahalli olan kalbine ve lisanına ilişince:

"Zarar gerçekten bana dokundu; sen merhametlilerin en merhametlisisin" (Enbiya, 83) diyerek nida etmiştir.
Hz. Yusuf'un (as) duası
Hz. Yusuf (as) zindana atılmak ya da Züleyha'nın dediği haram işi yapmakla karşı karşıya kalınca:

"Rabbim! Zindan bana, bunların beni kendisine davet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer onların tuzaklarını benden def' etmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum" (Yusuf, 33) demiştir.
Nice sıkıntıdan sonra, dünyada istenilebilecek bütün saadetlere mazhar olan Hz. Yusuf (as), bu dünya saadetini istemeyip, gerçek saadetin olduğu beka alemini ister ve şu duayı yapar:

"Rabbim! Bana mülkten (bir nasip) verdin ve bana rüyaların tabirinden (bir ilim) öğrettin. Ey gökleri ve yeri hakkıyla yaratan! Sen, dünyada da âhirette de benim velimsin (gerçek dostumsun). Canımı Müslüman olarak al ve beni salih kimseler arasına kat!" (Yusuf, 101)
Hz. Musa'nın (as) duası
Cenab-ı Hak'tan:

"Firavun'a git! Şüphesiz o iyice azdı" (Taha, 24) emrini alınca şöyle niyaz etmiştir:


"Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver! Ve işimi bana kolaylaştır! Dilimden de düğümü çöz ki sözümü iyice anlasınlar! Ve ailemden kardeşim Harun'u bana yardımcı kıl! Onunla gücümü takviye et ve onu vazifeme ortak yap ki, seni çok tesbih edelim ve seni çok zikredelim! Muhakkak ki sen, bizi hakkıyla görensin." (Taha, 25-35)
Hz. Süleyman'ın (as) duası
"Dedi ki: Rabbim! Bana mağfiret buyur ve bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayacak bir saltanat ihsan et! Şüphesiz ki Vehhab (çok ihsan edici) olan ancak sensin!" (Sad, 35)

"Rabbim! Beni ve ana-babamı nimetlendirdiğin nimetine şükretmemi ve razı olacağın salih ameller işlememi bana ilham eyle ve rahmetinle beni salih kullarının arasına kat!" (Neml, 19)
Hz. Yunus'un (as) duası
Yunus (as), balığın karnında karanlıklar içinde kaldığında:

"Senden başka ilah yoktur; seni tenzih ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!" (Enbiya, 87) diye nida etmiştir.
Hz. Zekeriya'nın (as) duası
Zekeriya (as) kendisinden sonra bir varis bulunmamasından endişe ederek:

"Şöyle demişti: Rabbim! Gerçekten ben (o hâldeyim ki) kemik(lerim) benden gevşedi (zayıfladı); (ihtiyarlıktan) baş(ım), beyaz alev aldı (saçlarım ağardı); Rabbim! Sana dua (etmek) ile hiçbir zaman mahrum olmadım.
Ve doğrusu ben, arkamdan (yerime geçecek) yakınlarımdan (din hususunda) endişe ediyorum; hanımım da kısırdır; artık (sen) kendi katından bana bir halef (bir oğul) ihsan eyle!
Ki (ilim ve nübüvvette) hem bana varis olsun, hem de Yakup ailesine varis olsun! Ve onu rızaya mazhar buyur ey Rabbim! (dedi)." (Meryem, 4-6)
Hz. İsa'nın (as) duası
Havariler kalplerinin mutmain olması için İsa'dan (as), gökten bir sofra indirmesini istediler. O (as) da şöyle dua etmiştir:

"Ey Rabbimiz olan Allah! Bize gökten bir maide (bir sofra) indir ki, (o iniş günü) bizim için, hem evvelimiz, hem ahirimiz (sonra gelenlerimiz) için bir bayram ve senden bir mucize olsun! Bizi rızıklandır; çünkü sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." (Maide, 114)
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (asm) duası
Kurân-ı Kerim'de Peygamberimiz (asm) ile alakalı pek çok dua zikredilmiştir. Bu duaların hemen hepsi "kul" yani "deki" ifadesi ile başlamaktadır.

"(Habibim, ya Muhammed!) De ki: "Ey mülkün (gerçek) sahibi olan Allah! Dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın! Hem dilediğini aziz edersin, dilediğini de zelil kılarsın! (Her) hayır (ancak senin) elindedir! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin! Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın! Hem ölüden diriyi çıkarırsın, diriden de ölüyü çıkarırsın! Dilediğini ise hesapsız rızıklandırırsın!" (Al-i İmran, 26-27)

"(Habibim, ya Muhammed!) De ki: Rabbim! Bağışla! Merhamet eyle! Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısın!" (Müminün, 118)
Ya Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit, o sarayın kapısını, diğer makbul bir zatın sarayca menus sedasıyla çalar; ta ona açılsın. Öyle de: Biz çaresizler dahi, senin dergâh-ı rahmetini, sevgili kulların olan peygamberlerin sedasıyla ve münacatıyla çaldık.  O dergâhını onlara açtığın gibi, rahmetinle bize de aç! Âmin!