Yasarken Fikriniz Ne ise, Ölürken Zikriniz Odur

Başlatan islam, Mar 03, 2017, 04:24 PM

« önceki - sonraki »

islam

Baslik olarak aldigimiz cümle sadece bir atasözü degil, ayni zamanda bir hadis mealidir de. Resül-i Ekrem Efendimiz:

- Yasadiginiz gibi ölürsünüz, öldügünüz gibi de huzur-u ilahide muamele görürsünüz. buyurmustur.

Bu bakimdan yasayisimiz imani, Islami mevzularla dopdolu olmali, benligimizdeki iman merkezlerine inanclarimiz bütünüyle yerlesmeli, asrin fitneleriyle sökülmez hale gelmelidir.




Böyle köklü ve sökülmez iman ise, Islami mevzularla cok mesgul olup zihinde ona ciddi yer ayirmakla mümkün olur. Baska bir ifadeyle insan, inanclarina kafasinda ne kadar yer verir, gönlünde ne ölcüde besleyip büyütürse ölürken de o nisbette onunla mesgul olur, suur altinda yerlesmis olan o mesguliyetinin tekrariyla son nefsini verir. Yani hayatinda neyi fikretmisse son anda da onu zikreder.

Ak sakalli ihtiyar son günlerinde yataginda baygin yatmaktaydi. Doktorlar:

- Bize düseni yaptik, gerisi Allah'a kalmis. diyor, baska bir söz bulamiyorlardi.

Zaten ayak ucunda bekleyen oglu da ümidini kesmisti. Seksen sene gibi ender yasanan bir ömür sürmüstü muhterem babasi. Taniyanlar ona, „ibadet kavisi" diyorlardi. Yani bunca ömür ancak ibadet kuvvetiyle yasanir demek istiyorlardi. Ama ne kadar yasansa da yine akibet ölümdü. Iste ak sakalli zat belki de ölüm anini yasamaktaydi.

Baygin halde yattigi yatagindan ansizin dogruldu. Heyecan ve telasli bir hali vardi. Yumuk gözleriyle, belki de irade disi harketler yapacakti. Öyle de oldu.

Nefes nefese feryad ediyordu:

- Oglum Arif! Cabuk ibrigi getir, abdest alacagim, baksana ezan okunuyor, cemaat yetismeliyim.

Bir iki saniye sorna sanki oglu ibrigi getrimis, yumuk göz, zor aldigi nefesle, hayalen elini kolunu yikamaya baslamisti. Bu sirada abdestini almis, hatta camiye girip safa da gecmis, iste imamla birlikte ilk tekbirinide aliyordu:

- Allahü Ekber!

Ne var ki, suur altina yerlesmis bu abdest alma, sonra da namaza baslama tekbiri, son cümlesi olmus, böylece ömrünü Allahü Ekber cümlesiyle tamamlamisti.

Iste bu hal, dervisin fikri ne ise, zikri de odur, geceginin ifadesidir. Ömür boyu namazla, cemaatle mesgul olan, dünyayi sadece eline alip, gönlüne koymayan nur yüzlü zat nasil yasamissa öyle ölmüs.

Demek ki, ömür boyu zihnimizde besledigimiz mesguliyetimizi, ölüm aninda tekrari netice veriyor, neyle yasamissak, onunla ölmemiz sozkonusu oluyor.

Simdi tabloyu degistiriyor, ikinci adama geciyorum. O da, seksen yasina yakin bir ömür sürmüstü bu alemde. Ama bir tek hedefi vardi onun: Para kazanmak, zengin olmak.

Para kazanmak aslinda iyi bir seydir, ama parayi cebe; imani, Islam'i da gönüle koymak sartiyla. O, böyle yapmadi. Imani, Islami koyacagi gönlüne parayi koydu, benligindeki iman merkezlerine hep kazanc hirsini yerlestirdi.

Bircok islerle mesgul olmus, son senelerde de insaatciliga dökmüstü isi. Cok para oldugu söyledigi icin o sahaya kaymisti. Kaydigi sahada o kadar fani oluyordu ki gece - gündüz hayalinde besliyordu onu. Nitekim uykusunda bile "kum getir, cakil getir" diye tekrar ediyordu.

Ölüm doseginde ayni seyi tekrarlamaya basladi:

- Kum getir, cakil getir, kum getir, cakil getir!

Bir tanidigi yanina gelince onun halini anladi. Kulagina egilerek fisildadi:

- Müteahhit bey, is bitti, paydos!

Evet "Dervisin fikri ne ise, zikri de odur." Bu yüzdendirki Resülüllah Efendimiz:

- Nasil yasarsaniz öyle ölürsünüz, öleceksiniz, nasil ölüyorsaniz öyle muamele göreceksiniz.

buyurmustur. Iste bu iki insan bunun örnegidir.

Aslinda merak edilecek konu bu anlattigim degildir. Anlatacagimdir. Anlatacagim sey de kendi akibetimiz, kendi neticemizdir:

Acaba biz nasil sonuca varacagiz, son nefeste neyi tekrarlayacagiz? Mesguliyetimiz bize neyi ezberletmekte, neleri tekrarlatmaktadir??

Isterseniz bir de siz kendinize sorun bunu!!