Feb 19, 2018, 01:35 PM

Haberler:

Esselamun Aleykum


Son İletiler

Sayfa1 2 3 ... 10
1
Namaz / On İki Günde Bir Yıllık Bir Va...
Son İleti Gönderen islam - Feb 04, 2018, 03:58 PM
On İki Günde Bir Yıllık Bir Vaktin Kaza Namazı Borcu Nasil Kılınır

12 günde bir yıllık bir vaktin kaza borcunu kılmak mümkün.

Geçmişte kılamadığı namazların kazasını kılmaya niyetlenmiş ve bu borç nasıl bitecek derdine düşenler, güzel bir şey için yola çıkınca gerisi kolay geliyor.

Çok kazam var onca yıl kılmadım şimdi nasıl kılacağım diyen dua dostlarım, geçmişteki namaz borçlarını ödemek için pratik yollar var.

12 günde bir yıllık bir vaktin kaza borcunu ödeyebilirsiniz. Sabah "Rabbim kaza borçlarımı kılmada bana yardımcı ol" diye dua edip sabah namazını kıldıktan sonra 6 rekat sabah kaza namazı kılalım.

Her namazdan sonra bunu tekrarlayalım yani öğle, ikindi, akşam, yatsı namazını kıldıktan sonra da 6 rekat sabah kaza namazı kılalım. Bu şekilde 12 gün sonunda 1 yıllık sabah namazı borcumuzu ödemiş oluyoruz.

2 ayda 5, 4 ayda 10 yıllık sabah namazımızın borcunu ödemiş oluyoruz.
Rabbim namazlarımızı vaktinde kılmayı nasip etsin inşaAllah
2
Genel / Duam Kabul Olmuyor Diyen Karde...
Son İleti Gönderen islam - Jan 27, 2018, 05:25 PM
Duam Kabul Olmuyor Diyen Kardeslerim Mutlaka Okuyun

Ey dua'm sen ne büyük nimetsin.. Dua; Allah ile arana hiç bir aracı koymadan konuşmak demektir. Dua eden adam bilir ki onu duyan BİRİ var. Kur'an'ı Hakim de Rabbimiz buyuruyor ; Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. (Bakara ,186)

 
Şimdi aklınıza hemen şu soru gelebilir; Madem Allah her dua'ya cevap veriyor peki neden benim duam kabul olmuyor? İşte Üstad Bediüzzaman hz. çok harika cevap vermiş bize ; ''Cevap vermek ayrıdır , kabul etmek ayrıdır.'' Yani Allahu azimüşşan sen her Ya Rabb! dediğinde sana manen ''Lebbeyk kulum!'' der. Cevap verir. Ama duanı kabul edip etmemek O'nun tasarrufuna kalmıştır. Yine Üstad hz. bunu bize çok güzel bir örnekle anlayacağımız biçimde açıklamış. Şöyle ki;

 
''Hasta bir çocuk, hekime seslenerek 'bana bak' der. Hekim: 'Ne istersin, cevap ver' der. Çocuk: 'Şu ilacı bana ver,' der. Hekim, ya aynen çocuğun istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez. İşte Cenab-ı Hakim-i Mutlak, hazır nazır olduğu için abdin duasına cevap verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir."

 
Yani Cenab-ı Allah senin duanın senin için hayırlı olup olmadığını senden iyi bildiği için dua'yı tasarrufuna göre ; Hayırlıysa direk verir. Senin için o değil bu hayırlı der daha hayırlısını verir. Ya da senin için hayırlı değildir hiç vermez. İşte biz insanların bu konu da sıkıntılarımız var. Haşa Rabbimiz bize istediğimizi vermiyormuş , umursamıyormuş gibi düşünüyoruz. Haşa bin kere haşa! Yine bir ayeti kerime de Rabbimiz şöyle buyuruyor;

 ''Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.'' (Bakara ,216)

 Yani güzel kardeşim neymiş. Allah (cc.) bütün dualarımıza icabet edermiş. Yalnız O (cc.) hayrı ve şerri ezeli ve ebedi ilmiyle bizden daha iyi bildiğinden her duayı kabul etmiyor. Yine bizim iyiliğimiz için. O (cc.) kullarına zulmetmez biz kendimize zulmediyoruz.. Sen kapıyı çalmadan açılmasını bekliyorsun. O'nun kapısına edeple gelen lütufla döner.. Acaba biz insanlar dua etmesini mi bilmiyoruz?. Yani kimin kapısına gittiğimizin ve ne şekilde istediğimizin farkında mıyız? Bir örnek verelim.

 
Mesela çok yakınınız olan bir arkadaşınız en basitinden size dese ki; -Bana bir bardak su ver! hoş oldu mu? Olmadı dimi. Vereceğiniz varsa bile vermezsiniz. Ama dese ki; - Kardeşim sana zahmet olmazsa bir bardak su alabilir miyim? şimdi oldu dimi. Yani edep kardeşim edep.. Ki o bir arkadaşınız. Bizim bahsettiğimiz ZAT ise ; Alemlerin Rabbi , bütün mahlukatın , nebadatın yaratıcısı ve yöneticisi.. Düşünün bugün bir Başbakanın karşısına geçsek elimiz ayağımız karışır.Kelimeleri unutur bazen de yutarız. Biz ise o Başbakanı yaratan ZAT'ın huzurundan bahsediyoruz.

 O ki kullarına pek şefkatli ve pek merhametlidir. Kur'anda 114 defa kendini 'Rahman ve Rahim'' olarak tanıtan bir Allah , hiç sana şefkatsiz ya da merhametsiz olabilir mi?

 Kainatın sevgilisi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:

"Mutlaka duanızın kabul edileceğine inanarak dua edin. Şunu iyi bilin ki; Allah, kalbi gaflet içerisinde olanların duasını kabul etmez."

 Bakın dua etmeninde bir biçimi varmış öyle değil mi. Her konuda bize önder ve rehber olan efendimiz (aleyhisselatu vesselam) bunu diyorsa doğrudur kardeşim. O halde Hz. Ömer (r.a.) gibi biz de diyelim ki; ''Ben dua'mın kabul olup olmama kaygısını taşımam. İçimde dua etme isteğinin olmaması kaygısı taşırım..''

 Yani dua etmek , elleri açıp Rabbimize yalvarmak, O'nun sonsuz rahmet hazinesinden istemek herkese nasip olmuyor kardeşim. Değerini bilelim. Dua ederken gaflette olmak şöyle dursun, Rabbimizle birebir konuştuğumuzun farkında olmalıyız. Hem sen dua'nın boşa gittiğini mi zannediyorsun? Allah cc. sonsuz merhametiyle bir de bu dünya da kabul etmediği duaları ahirette kabul etmek üzere sağında olan defterine işletiyor.

 ''Bir adam mizanın başında, sevap ve günahları getiriliyor ve mizana koyuluyor. Bir bakıyor ki bir melek sağ tarafa bir yığın sevap koyuyor. Adam şaşırıyor hemen Rabbine dönüp; Ya Rabb! Benim bu kadar sevabım yoktu bu ameller ne ola ki? diyor. Rabbimiz buyuruyor; Onlar senin dünyada iken bana ettiğin ama benim senin hayrın için kabul etmediğim dualarındır..'' Görüyorsunuz dimi kardeşlerim. Ne şahane bir ZAT'a kuluz, elhamdülillah.. Onun vermemesi bile lütfundandır. Dua da sınır tanımayın. Rabbinizden her şeyi isteyebilirsiniz. Büyük Padişahlardan büyük şeyler istenir. Onun rahmet hazinesi geniştir. İstediğine istediğini verir, elhamdülillah.. Bir hikayecik var size yazacağım. Hep yüzümü güldürür;

 İki adam camide yan yana namaz kılıyorlar. Namaz bitiyor. Bir tanesi açıyor ellerini Rabbine biraz sesli bir şekilde şöyle dua ediyor;

 - Ya Rabbi! Ne olur bana bir helikopter ver..

Diğer adam kulak misafiri olduğu için dua eden adama dönüp tuhaf tuhaf bakınca, dua eden adam;

- Ne bakıyorsun be adam! Senden mi istedim, Allah'tan istedim..

 İşimiz zaten kullara kalsaydı yanmıştık vesselam.. İyi ki Rabbimiz var.Şuan dua'sını yaşayan bir kardeşiniz olarak , bütün samimi hislerimle söylüyorum ki ; DUA EDİN.. DUA'nıza GÜVENİN.. Dua, kapıları siz çalmadan açtırır. Dua, sizi Rabbe yaklaştırır. Dua, en olmaz dediğinizi oldurur..

''De ki, dua'nız olmasa , Rabbim size ne diye değer versin?'' (Furkan,77)
3
Genel / Ynt: Cumaniz Mübarek Olsun
Son İleti Gönderen islam - Jan 26, 2018, 10:55 AM
Tüm islam aleminin cumasi mubarek olsun
4
Şifalı Bitkiler ve Tedavisi / Karahindiba Nedir? Karahindiba...
Son İleti Gönderen islam - Jan 26, 2018, 10:49 AM
KARAHİNDİBA NEDİR? KARAHİNDİBANIN FAYDALARI NELERDİR?

Karaciğer ve böreğin en iyi dostu ve yol kenarından bile rahatlıkla toplayabileceğiniz "karahindiba'' doğal bir şifa deposu…


Karahindiba Nisan ve Mayıs aylarında yetişen, çok yıllık sarı çiçekli otsu bir bitkidir. Çiçekleri sarı, yaprakları yeşil olsa da bitkiye "karahindiba'' denilmiştir.

Mısır ve Kıpçak Türkleri'nin "katagan'', Çağatay Türkleri'nin "saçratku'' olarak bildikleri bu bitki günümüze "karahindiba'' olarak gelmiştir. Hindiba, Arapça kökenli bir kelimedir. Tedâvisi için kullanıldığı göz hastalığı trahomdan kaynaklandığı ileri sürülür. Anadolu'da acıgıcı, acıgünek, güneyik, çıtlık, cırtlık ve arslandişi olarak bilinse de en yaygın olarak kullanılan adı "radika''dır.

KARAHİNDİBANIN KULLANIM ALANLARI

Bitki uzmanları kara hindibâyı çoğu kez aşağıdaki durumların tedâvisinde kullanılır:

* 2. tip şeker hastalığı

* Egzama

* Mide-bağırsak hastalıkları

* Romatoid artrit

* Karaciğer hastalığı

* Mide ekşimesi

KARAHİNDİBANIN FAYDALARI

Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir;

Karahindiba sindirim sistemini düzenler: Karahindibanın en mühim etkisi sindirim sistemini düzenlemektir. Çay şeklinde hazırlanan bitki sindirim sistemini düzenleyerek iştahın açılmasında yarar sağlar. Çayın tüketimi ile vücuda alınan besinlerin sindirilmesinde rol oynayan bakteriler ikaz edilerek harekete geçer. Bu sayede sindirim daha kolay gerçekleşir. Bitki çayı ayrıca gaz, kabızlık gibi sorunlara karşı da yarar sağlar.

Karahindibanın temizlik üzerindeki etkisi: Karahindiba çayı idrar söktürücü ve müshil etkisi yaratan bitkisel bir çaydır. Bu özelliği ile vücudun temizlenmesini sağlar. Gıda yolu ile vücuda alınan suyun vücut tarafından kolaylıkla emilimine katkıda bulunarak toksinlerin, tuz fazlalığının ve zararlı maddelerin, karaciğer, mide ve idrar yollarında birikmesini önler. Bu sayede karaciğer ile alâkalı gelişecek hastalıkların oluşma olasılığını azaltır. Ayrıca idrar yollarında oluşabilecek enfeksiyonlara karşı da yararlı bir bitkidir.

Karahindiba kalbi güçlendiriyor: Karahindiba kökü kalp kaslarının kuvvetlenmesine yardımcı olur. Vücutta birikebilecek fazla tuzu dışarı atan bir özelliği olduğu için kalp sağlığını korumak için etkili bir bitkidir. Kan şekeri düzeyini dengede tutar ve şeker hastalığı ataklarının hafiflemesine yardımcı olarak, kolesterol seviyesini dengeler.

Karahindiba doğal cilt bakımı ürünüdür: Karahindiba doğal bir cilt bakım ürünüdür. Ciltte oluşabilecek egzama, sedef, sivilce gibi problemlerde karahindiba bitkisinden yararlanılabilir. Karahindiba bu tür cilt sorunlarına yol açabilecek toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar. Ciltte oluşabilecek enfeksiyonlara karşı karahindiba, soğutularak içilmelidir.

Karahindibanın antioksidan özelliği: 2003 yılında yapılan bir araştırmayla, bilim adamları, karahindiba çiçeği özünün serbest radikallerle(DNA'ya hasar verdiği bilinen kimyasal yan ürünler) savaşabildiğini buldular.

Karahindiba kanserden koruyor: Tamamlanan bir ön araştırmaya göre karahindiba, kansere karşı  umut vaat edici bir etken olarak kullanılabilir. 2008 yılında göğüs ve prostat kanseri hücreleri üzerinde yapılan bir araştırmada araştırmacılar, karahindiba yaprağı özünün göğüs kanseri hücrelerinin gelişimini yavaşlattığını ve prostat kanseri hücrelerinin yayılımını durdurduğunu buldu. Ancak ne karahindiba çiçeği  ne de karahindiba kökü özlerinin bahsedilen kanser hücreleri üzerinde bir etkisi görüldü.

KARAHİNDİBANIN DİĞER FAYDALARI

* Depresyon, stres ve yorgunluğa karşı iyi gelir. Sinirleri yatıştırarak vücudun rahatlamasını ağlar.

* Romatoid artrit hastalığının tedâvisinde kullanılabilir.

* Vücuda enerji ve güç katar.

* Sarılık ve dalak ile alâkalı hastalıklara karşı iyi gelir.

* Gut hastalığına karşı yarar sağlar.

* Diyabet hastaları için yararlıdır.

* Vücutta su tutulumunu azaltarak zayıflamaya yardımcı olur.

* Siğil ve enfeksiyon tedâvilerinde kullanılabilir.

* Kan dolaşımının daha aktif bir şekilde gerçekleşmesine yardımcı olur.

KARAHİNDİBA ÇAYI NASIL HAZIRLANIR?

Karahindiba çayı için karahindiba bitkisinin kurutulmuş yaprakları kullanılır. Şayet çay taze hindiba yaprakları ile hazırlanacaksa aşağıda verilen ölçünün iki katı kullanılmalıdır.

* 6 çorba kaşığı kara hindibâ kökü (kurutulmuş)

* 6 çorba kaşığı kara hindibâ yaprağı (kurutulmuş)

* 4 su bardağı su

Hazırlanışı: 4 su bardağı su ve kara hindibâ kökü uygun bir kabın içine alınarak 20 dakika kadar kaynatılır. Kaynayan su kara hindibâ yaprakları üzerine dökülerek ağzı kapatılır ve 15 dakika kadar demlenir. Hazırlanan çay tazeliğini yitirmeden hemen içilmelidir.

Tarif-2

* 1 su bardağı kavrulmuş karahindiba

* Karanfil, tarçın

* Rezene tohumu

* Zencefil kökü

* 1 tutam karabiber

Hazırlanışı: Kavrulmuş karahindiba hariç eşit ölçülerde bütün baharatlar uygun bir tavaya alınarak 20 dakika kadar kavrulur. Kavrulan baharatlara karahindiba eklenerek 1 dakika kadar daha kavrularak ocaktan alınır. Hazırlanan kürden 1 su bardağı kaynar suya 1 yemek kaşığı alınarak karıştırılır ve 10 dakika demlenerek içilir. Tadı acı olabileceğinde bal ile tatlandırılarak tüketilebilir.

KARAHİNDİBA CİLT BAKIMI İÇİN NASIL KULLANILIR?

Karahindiba yaprakları kaynatılmış suya ilave edilerek 10 dakika kadar demlenir. Demlenme süresi tamamlandıktan sonra ciltte oluşan problemlere karşı bir pamuk yardımı ile sürülür.

KARAHİNDİBA İLE İLGİLİ İKAZLAR VE TEDBİRLER

Karahindiba genellikle güvenilir bir bitki olarak düşünülür. Ancak bazı insanlarda midede ekşime ve diğer mide sorunları ile ishal gibi yan etkiler görülebilir.

Karahindiba, kanaryaotu, krizantem, kadife çiçeği, papatya, sarı papatya, civan perçemi veya iyot allerjisi olanlar bu bitkiyi kullanmaktan kaçınmalıdır. Safra kesesi iltihaplı ya da enfekte olmuş olanlar veya safra kanalları tıkalı olanlar da karahindibanın tıbbi gayeyle kullanımından kaçınmalıdır.

KARAHİNDİBA NASIL KULLANILMALIDIR?

Karahindiba % 5e varan yüksek oranıyla en iyi doğal potasyum kaynaklarından biridir. A ve C vitamini ve nikotinik asit ile türlü mineraller yönünden de zengindir. Bu sebeple yaprakları salatalara katılıp yenir. Kökü de, yaşken doğranıp salatalara katılır. Kurutulan kökü birçok ülkede öğütülüp acı hindiba kahvesi ve çay olarak içilir
5
Salavat-i Şerifeler / Gönenli Mehmed Hazretleri’nin ...
Son İleti Gönderen islam - Jan 16, 2018, 08:50 PM
GÖNENLİ MEHMED EFENDİ HAZRETLERİ'NİN TALEBELERİNE TAVSİYE BUYURDUĞUSALAVAT-I ŞERİFE

Bismilahirrahmanirrahiym

*Allahümme salli ala seyyidina ve mevlana muhammedin şeceratilaslin nuraniyyeti ve lem'atil kabdatir rahmaniyyeti ve efdalil halikatil insaniyyeti ve eşrafissuveril cismaniyyeti ve menbeıl esraril ilahiyyeti ve hazainil ulumil ıstıfaiyyeti sahıbil kabdatilasliyyeti ver rutbetil aliyyeti vel behcetis seniyyeti meninderacetin nebiyyune tahte livaihifehüm minhü ve ileyhi ve salli ve sellim aleyhi ve ala alihi ve sahbihi adede ma halakte verezakte ve emette ve ahyeyte ila yevmin teb'asü men efneyte ve salli ve sellim aleyhi vealeyhim teslimen kesiran kesira*

Fazileti:

Bu salavat-ı şerife aynı zamanda zamanın büyük velisi ve kutbu olan Ahmed BedeviHazretleri tertiplemiştir.En büyük salavatlardan olduğu hususunda alimlerin ittifakıvardır.Çok yüce esrarı ihtiva eden bu salavatı sabah ve akşamları üçer defa okumak,Efendimiz Aleyhisselam'ın ruhaniyyetini celbe cesile olur.Ayrıca maddi ve manevi sıkıntıların giderilmesini saglar.
6
Salavat-i Şerifeler / Emir Buhari Hazretleri’nin Mus...
Son İleti Gönderen islam - Jan 16, 2018, 08:46 PM
EMİR BUHARİ HAZRETLERİ'NİN MUSİBETLEREKARŞI OKUDUĞU SALAVAT

Allahümme salli ala muhammedin ve alihi ve sahbihi ve sellim* Ya ıddeti ınde şiddeti* Ve yağavsi ınde kürbeti* Ve ya harisi ınde külli musiybeti* Ve ya hafizıy ınde külli beliyyeti* vesalli ala muhammedin ve alihi ve ala cemiy'ıl mürseliyn* Velhamdülillahi rabbil alemiyn.*

Bu duanın sırları:Emir Buhari Hazretleri buyuruyorlar ki:

"-Her kim bu duayı sabah okursa semadan yağmur yağıp sel olsa akşama kadar ona bir zararveremez.Yine akşamleyin okursa sabaha kadar kendisine hiçbir zarar ve musibetdokunmaz.Yetmiş melek her zaman o kimseyi koruma altında bulundurur. Gerek semavi vegerekse yeryüzü afetlerinden ve şerli insanların her türlü kötülüğünden emin olursun."Bu salavatın deprem tehlikesinden korunmak için okunması ve vird edinilmesi
7
Salavat-i Şerifeler / Kevser Havuzundan Kana Kana İç...
Son İleti Gönderen islam - Jan 16, 2018, 08:42 PM
KEVSER HAVUZUNDAN KANA KANA İÇMEK İSTEYENLERİN OKUYACAĞI SALAVAT


Hasan-ı Basri(r.a.) buyuruyor.-Resulüllah Efendimiz Aleyhisselam'ın Kevser havuzundan kana kana su içmek isteyen kimseşu salavat-ı şerifeyi çokça okusun:

Allahümme salli ala muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ve evladihi ve ezvacihi vezürriyyetihi ve ehli beytihi ve asharihi ve ensarihi ve eşyaıhi ve muhıbbihi ve ümmetihi vealeyna meahüm ecmeıyne ya erhamer rahımiyn*
8
Salavat-i Şerifeler / Salavat-ı Şerifeler Hususunda ...
Son İleti Gönderen islam - Jan 16, 2018, 08:38 PM

SALAVAT-I ŞERİFELER HUSUSUNDA KISSALAR

Süfyan-ı Servi anlatıyor:"Kabe-i Mükerreme'yi tavaf ediyordum.Her adımında salavat-ı şerife getiren bir kimseyigördüm.Ona sordum:-Her makamın bir duası vardır.Neden dua etmez de hep salavat-ı şerife getirirsin?"O kimse bana cevap olarak dedi ki:-Hac niyeti ile babamla beraber yola düştük.Yolda, babam vefat etti.Birdendire,yüzüsimsiyah, gözleri gök gök ve başı hınzır başına döndü.Yanımızda bulunanlardan utandığımiçin konuyu kimseye açamadım.

Gece oldu.Babamın yüzünü örttüm ve büyük bir şaşkınlık içinde ne yapacağımı düşünürken uykum geldi.Rüyamda çadırın içinde birisinin girdiğini gördüm.O güne kadar onun kadar güzel yüzlükimseyi görmemiştim.Güzel kokusu yalnız bizim çadırı değil,her yeri doldurdu.İzzet ve vakarile gelip, babamın başucuna oturdu.Yüzünden perdeyi kaldırdı. Mübarek elini, babamınyüzüne sürdü.Birden üzüntüm sevince, zulmetim nura tebdil oldu.Çünkü babamın yüzüevvelkinden daha güzel olmuştu.O zat kalktı,gitmeye hazırlanırken,ona:-Kimsiniz? Diye sordum.Beni ve babamı, bu gurbet diyarında, bu büyük beladan ve halk içinde utanmaktan kurtardınız. O zat:-Sen beni tanımaz mısın?

Ben sahibül Kur'an, Muhammed Mustafa (s.a.v.)'yım.Senin baban,gerçi günahkar idi.Lakin , bana çok salavat getirirdi.Böyle bir musibete düçar olduğunu,bunun salavat-ı şerifesini bana getiren melek gelip haber verdi.Ben de gelip, onu bu beladankurtardım.Uykudan uyandığım zaman, çadırın içi güzel koku ile dolmuştu.Babamın yüzünüaçtım,yüzü nurlanmış, gözleri ve rengi güzelleşmişti.Bundan böyle artık ol hazreti seyyidilbeşerin salavat-ı şerifesiyle devamlı meşgul olacağım .Ta ki şefaatine nail olayım ve bütüntehlikelerden korunayım.Adamın biri salavat-ı şerife getirmek hususunda tembel ve gayretsizmiş.Bir gecerüyasında,Resulüllah(a.s.)'ı görmüş.Fahr-i kainat Efendimiz kendisine hiç iltifatbuyurmamışlar.

Mübarek yüzlerini, başka tarafa çevirmişler.Adamcağız, ağlayıp sızlayarak:-Ya Resulallah! Bana kızmana sebep nedir? Diye sormuş.Hazreti Peygamber (s.a.v.):-Ben seni tanımıyorum,buyurmuş.O kimse de: "Aman ya Resulalllah! Ben senin ümmetinden bir dertliyim." demiş. "Hemalimlerden işittiğime göre: Ben,ümmetimi kişinin evladını bildiğinden ziyade bilirim."Buyurmuşsunuz Beni nasıl tanımazsın?


Hazreti Fahr-i Alem cevaben:-Gerçekten öyledir.Ama ,sen bana salevat getirmiyorsun.Ben ümmetimi getirdiği salavatkadar tanırım, buyurmuş.Adamcağız, korku ve dehşet içinde uyanmış ve o günden sonra , her gün yüz defasalavat-ı şerife getirmeyi adet edinmiş.Günlerden bir gün, yine rüyasında Hazreti Peygamber(s.a.v.)'i görmüş ve şu müjdeyi almış:-Seni tanıyorum,ahirette sana şefaat edeceğim.

Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor:Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der:-Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selamalırım:-Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah'tan rahmet ve bereket diliyorum."Resulüllah (s.a.v.)'a salavat okumanın faziletini anlamak istiyorsan Allah Teala'nın şu emrinebak ve iyi düşün:"Allah ve melekleri peygambere salavat okurlar.

Ey iman edenler!Siz de ona salavat getirinizve tam bir teslimiyetle selam veriniz."Diğer ibadetler için Allahü Teala, sadece kullarına emir verdi.Ama resulallah'a salavat böyleolmadı.Önce bizatihi kendisi ona salavat okudu ve ona salavat okumak için melekelere emirverdi.Bundan sonra da mü'minlere salavat okumaları emrini verdi.İşte,bundan anlaşılıyor ki,Resulüllah'a salavat, çok faziletli bir  ibadettir.
9
Genel / Noel Kutlama, Putperest Roma'y...
Son İleti Gönderen islam - Dec 30, 2017, 12:28 PM

Noel Kutlama, Putperest Roma'ya Dayanan Bir Hurafedir

Noelin tanım ve tarihçesine baktığımız zaman, görülen odur ki, noel tam bir Ortaçağ hurafesidir. Hz. İsa (as) doğumu onuruna genellikle 25 Aralık tarihinde bir Hıristiyan yortusu olarak kutlanan noel, aslında Hıristiyanlığın tahrif edilmiş şeklinde bile kabul görmeyen, dinle bağlantısı olmayan bir ibadettir.

Noel geleneğinde Hıristiyan âleminde bir ittifakın bulunmadığını görüyoruz. Bazı kaynaklar, bir Roma görüşünde noelin 336 yılından daha önceki tarihlerde Roma'da Hıristiyan yortusu olarak kutlanmaya başladığını belirtmektedir. Fakat Doğu'da Kudüs hariç, bu kutlama günü bütün Hıristiyan merkezlerinde kutlanılan, etifanya yortusunun tarihi 6 Ocak'tır. Bu yortuda hem Hz. İsa (as)'ın doğumu ve hem de vaftiz edilmesi birleştirilerek kutlanmaktadır. Sonradan Doğu kiliseleri, tarihlerini değiştirerek 25 Aralık'ı benimsemiştir. Yalnız Ermeni kiliseleri ise bazı gerekçelerle bu tarihi benimsememiş ve noel kutlamalarına asla itibar etmemiştir. Ermeniler noeli Hıristiyanlık dışı görerek kiliselerinde daha radikal ve tutarlı, Ermenice bir tavra sahip oldukları vurgulanabilir.

Hıristiyan Batı, bugün 25 Aralık'ı noel yortusu olarak kutluyor, ama kendi geçmişlerinde bu tarihe rastlayan bir kutlama görülmemiştir. 25 Aralık'ta İran tanrılarından Mitra'nın doğum gününün kutlandığını görüyoruz. Noelde kullanılan çam ağaçları ise Hıristiyanlıktan çok önce Ortaçağ'dan beri yapılmakta olan ateş ve ışık törenlerinde kullanılmakta olan sembollerdir. Hindi kesme ise hint kültüründen gelme olabileceğini düşünmek daha da mantıklıdır. Her halükârda noelin bir "Hıristiyan mevlidi" olduğunu düşünürsek bile, bugün olayın dini anlamı ile hiçbir ilgisinin kalmamış olması bir yana, Müslüman olduklarını iddia eden zavallı toplulukların ilgi ve alakası nedir? Niçin Müslümanca kendi inandığı önderi, rehberi, Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (sav)'in doğum gününe kendi mevlitlerinde göstermedikleri ilgiyi Hıristiyan mevlitlerinde duymaktadırlar, neden? Düşündürücü ve üzücü değil midir? Müslümanlar yüzelli yıla yakın bir zamandan beri Batı medeniyetinin tesir sahası içine girmişler ve kendi öz kültür ve medeniyetlerine yabancı kalmışlardır. İbn-i Haldun şöyle diyor: "Fethedilen milletler, Fatih milletlerin örf ve âdetlerini benimser" ifadesinin acı gerçeğini yaşıyoruz. Müslümanlara sizler Müslümansınız, Hıristiyanların yılbaşını kutlamayı bırakın, etmeyin, gitmeyin demekle, bunu önlemek mümkün değildir. Sebepler değişmedikçe, neticeler değişmez. Yapılacak iş, ancak Müslümanların kendi kültür ve medeniyetlerini yükseltmelerini ve yarışta Batı'yı geçmeyi sağlamaktır. Fethedilmiş zavallılığından fatihlik şerefine geçmedikçe kurtuluş olmaz.

Musevilerin kendilerine mahsus dini bir takvimleri vardır. Aralarında bunu kullanırlar. Biz Müslümanların takvimi ise Hicret-i Nebeviyye ile başlayan kameriye takvimidir. İşte kendi kültürümüze yabancılaşmamız, sadece dış değerlerimizi koruyamamışızdır. İç ve dış değerlerimizi kaybettiren, onların emperyalist zihniyetli baskıları olmuştur. İslâmi takvimi ihmal edişimizin suçunu sadece takvim devriminin üzerine atmakla mesuliyetten ve vebalden kurtulamayız. Bunun asıl suçu Müslümanlardadır. Biz kendi değerlerimizi koruyamamışız. Masonların, siyonistlerin ve ateistlerin tek kelime ile düşmanlarımızın üzerine atıp kendimizi temize çıkarma sevdasından vazgeçmeliyiz. Mesele, İslâmi kişilik meselesidir. Önce bunu korumalı ve buna sahip olmalı ve bunu korumak için tabii hukuk prensiplerinin ve evrensel insan haklarının beyannamesinin tanıdığı bütün imkânlarla çalışmalıyız. İlimde, kültürde, aksiyonda, ahlâkta, sanatta, estetikte muarızlarımızı geçmeliyiz. Onlardan daha güçlü, daha çalışkan, daha şecaatli olmalıyız. Netice itibariyle diyoruz ki, şikâyetle, sızlanmakla bir yere varamayız. Kendimize, özümüze, benliğimize, kültür ve medeniyetimize, İslâmi kişilik ve kimliğimize dönmek mecburiyetindeyiz. Güçlü ve olgun Müslüman olursak, Yahudi ve Hıristiyanların kimliğini reddedersek, putperest Roma ve Hıristiyan Avrupa'nın noel zihniyetiyle değil de, Kur'ani ve Peygamberî hayatı benimsersek, kurtuluş olur diyoruz.

FETHİ KOZAN
10
Kuran-i Kerim Sesli ve Görüntülü / Ynt: Sayfa Sayfa Kesilmis Kura...
Son İleti Gönderen islam - Dec 16, 2017, 07:56 AM
Hocam  anlatamadim cuz değil
Sayfa sayfa hatimine  ulasamiyorum.
Kardesim online dinleme bölümlerinde cikan bir sorun nedeniyle simdilik ulasima kapattik insAllah en kisa zamanda yine acilacak
Sayfa1 2 3 ... 10